Kadınların Asla Duymak İstemediği 7 Şey!

Kadınların Asla Duymak İstemediği 7 Şey!

Sen de hiç “Aaa sen hiç çocuk istemiyor musun?” sorusunu duyup içinden “İstemiyorum, kime ne?” diye bağırdın mı? Ya da “Kıyafetini değiş şunlar çok açık” diyen birine sabrını kaybettin mi? Kadın olarak her gün duyduğumuz ama artık kabul etmek istemediğimiz 7 şeyi listeliyoruz. Bir kız kardeşlik dertleşmesi yapıyoruz.

“Gülümsemen Gerek”

Toplum kadına gülümsemeyi dayatıyor. Stresli bir gün geçirirken bile “Neden gülümsemiyorsun?” diye soranlar oluyor. Sanki kadının duygusu, yüzüne yansıyan bir performans olmalı.

Kadın topluluğu içinde bu baskı çok yaygın. Her an mutlu ve pozitif olmamız bekleniyor. Ama gerçek şu: Her duyguyu hissetmek insan olmanın parçası. Gülümsemek zorunda değilsin.

Neden bu kadar yaygın?

Bunu duyduğunda kendini suçlu hissedebiliyorsun. Ama unutma: Duygularını saklamak zorunda değilsin. Kendi sınırlarını çizmeyi öğrendiğinde, hayatın omuzlarından nasıl kalktığını göreceksin.

Kadın dayanışması burada devreye giriyor. Birbirimize “Gülümsemek zorunda değilsin” demeyi öğrenmeliyiz. Bu, en büyük destek.

Neden bu baskı bu kadar yaygın?

Çünkü yıllardır kadın “tatlı, uysal, her zaman hazır” olmalı diye öğretildi. Artık bu masalın yalan olduğunu biliyoruz. Senin duyguların, senin kuralların.

“Zayıf Görünüyorsun, Biraz Kaslan”

Spor yapmadığın için “Çok zayıfsın, kas yapmalısın” diyenler mi var? Ya da tam tersi, “Çok spor yapıyorsun, kadınsı değil” diyen? Sanki vücudun tartışma konusu.

Vucut uzerine sosyal baski yasayan kadin duygusal an gorseli

Bu söz, aslında vücut kontrolünü başkalarına devretmeni istiyor. Sense kendi vücuduna karar vermek istiyorsun. Ama toplum “ideal” olanı belirlemeye devam ediyor.

Kadın vücudu kime ait?

Vücudun senin. Ne yiyip ne yemeyeceğine, ne giyeceğine sen karar verirsin. Başkalarının yorumu, senin gerçeğin değil.

Bırakalım bazı şeyler de eksik kalsın, biz böyle çok daha güzeliz. Kendine o bir fincan kahve molasını çok görme.

Spor yapmak zorunda mısın?

Hayır. Hareket etmek sağlıklı ama bunu kendi isteğinle yap. Başkalarının “senin yerine” verdiği kararlara kanan değil.

“Çocuklar Ne Zaman Geliyor?”

Evli misin? Çocuk yapmadın mı? Ne zaman anne olacaksın? Bu sorular, sanki kadının hayattaki tek amacı üremekmiş gibi. Oysa hayatta yapılacak binbir şey var.

Çocuk isteyen kadınlar harika, istemeyenler de harika. Bu karar sadece sana ait. Başkalarının merakı, senin planlarının önüne geçmesin.

Çocuk baskısından nasıl kurtulun?

Bu soruyu soranlara “Ne zaman baba olacaksın?” diye sormayı dene. Ya da “Bu konuyu konuşmak istemiyorum” demekten çekinme.

Girlhood dediğimiz şey, tam da bu. Birbirimizi bu baskıdan korumak. Seni yargılayanlara alan açma.

Ya hala soruyorlarsa?

Onlar değişmezse, sen değiş. Sınırı çiz ve koru. Bu senin hayatın, senin kuralların.

“Neden Böyle Giyindin?”

Kıyafet seçimi en çok tartışılan konulardan. “Çok açık”, “Çok kapalı”, “Bunu kime giyindin?”… Sanki giyim bir iletişim biçimi ve herkes yorum yapmaya yetkili.

Kendi tarzini guvenle tasiyan kadin ve dis bakislar gorseli

Oysa giyim, sadece senin tercihin. Kimsenin “çok açık” veya “çok muhafazakar” yorumu, senin gerçeğin değil.

Giyim özgürlüğü ne demek?

Bugün spor giymek istersen giyersin. Elbise istemiyorsun, t-shirt ve kot pantolon. Hepsi tamam. Hiçbir kıyafet, senin değerini azaltmaz.

Kadınlar olarak birbirimize “Ne giyersen giyinse harikasın” demeyi öğrenmeliyiz. Bu, gerçek destek.

Eskiden ne giyiyordun?

Geçmişte “uygun” bulunan kıyafetler bugün “skandal” bulunabiliyor. Bu standartlar aslında hiçbir zaman sabit olmadı. Sen kendi standardını belirle.

“Çalışma mı, Aile mi?”

Kadına “Ya kariyer ya aile” diye soruluyor. Erkeklere bu sorulmadığı için, aslında sorunun kendisi çarpık. Neden ikisini birden yapamayasın ki?

Toplum, kadının “ya başarılı anne ya da başarısız kariyer” gibi bir seçim yapmasını bekliyor. Oysa hayat ikili tercihlerden ibaret değil.

Kadın olarak çoklu rol mü?

Bir kadın aynı anda anne, çalışan, sanatçı, arkadaş olabilir. Hepsini mükemmel yapmak zorunda değilsin. Yeterince iyi olmak, her rol için farklı anlama gelebilir.

Kadın dayanışması, birbirimize “Yeterince iyi annesin, yeterince iyi çalışansın” demeyi gerektirir. Mükemmel beklentisinden vazgeç.

Peki ya destek yoksa?

Destek bekleyemediğin zamanlarda da kendine iyi bakmayı öğren. Seni tanıyan birkaç kişi yeterli.

“Neden Hala Bekarsın?”

25 yaşından sonra “Evlenmedin mi?” sorusu başlıyor. Sanki evlilik tek başarı yoluymuş gibi. Oysa bekarlık da bir yaşam şekli.

Evlilik baskisina ragmen kendi yolunda olan kadin gorseli

Doğru insanı bulmak için sabır isteyen bir şey. Aceleye gerek yok. Sen istediğin zaman karar verirsin.

Bekarlık bir tercih mi?

Kimisi tek yaşamayı seçiyor, kimisi henüz doğru kişiyi bulmadı. İkisinin de suçu yok. Toplumun “evlenme” takıntısı, senin hikayen değil.

Kadın topluluğu içinde “Evlenmek zorunda değilsin” mesajı vermek önemli. Bu özgürlük, herkesin hakkı.

Ya artık istiyorsan?

O da tamam. İstemek değil, baskılanmak sorunlu. Sen ne istersen onu yap.

“Kahkahaın Çok Sesli”

Kadının gürültülü olması “patron olmak” olarak yorumlanıyor. Sessiz ve sakin ol, ama çok da sıkıcı olma. Bu denge imkansız.

Sesli gülmek, yüksek sesle konuşmak kadına yakışmıyormuş gibi gösteriliyor. Oysa sesin, senin.

Sesini çıkarmak ne demek?

Toplantıda fikrini söylemek, sokakta bağırmak, sevdiğinde gülmek. Hepsi senin hakkın. Sessiz kalmak zorunda değilsin.

Birbirimize “Sesini çıkar, bu senin hakkın” demeliyiz. Bu, kız kardeşliğin en güçlü hali.

Ya yargılanırsam?

Yargılayanlar yargılamaya devam eder. Ama sen susmak yerine konuşmayı seçtiğinde, aslında kendi yolunu çizersin.

Artık Bıktık

Bu 7 şey, kadın olarak her gün duyduğumuz baskıların sadece bir kısmı. Ama artık susmak istemiyoruz. Sen de mi?

Kadın topluluğu olarak birbirimizi duymalıyız. Bu yazıyı okuyan her kadın, bu baskıların yalnız olmadığını bilsin. Girlhood, işte bu yüzden var.

Bu toksik kalıpları tanımak, onları kırmak için ilk adım. Şunu unutma: Seni yargılayanlara kulak asmadan, kendi kurallarını koy. Hayat, başkalarının beklentilerine göre yaşanacak kadar kısa. Kendi hikayeni sen yaz.

Sen de mi bunlardan bıktın? Artık susmak istemiyorum. Haydi kız kardeşler, bu baskıları birlikte kıralım.